|
Yeni Bir Bölgesel Zayıflama Yöntemi
Dermatolog Uzman Doktor Ethem Mercan bu yöntemi Türkiye de
ilk uygulayan doktorlardan. Bize bu konu ile ilgili şu bilgileri verdi.
Bölgesel göbek ve basen yağlarından kurtulmak için
çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Son zamanlarda ultrasonik ses dalgaları
kullanılarak yeni bir zayıflama yöntemi geliştirildi. Ultasonik ses
dalgaları ile böbrek taşlarını kıran cihazlar bu yöntemin esin kaynağı
oldu.
Cihaz yağ dokusuna odaklandırılan ses dalgaları ile yağ
hücrelerini parçalar ve bölgesel incelme sağlar. Yurt dışında yapılan
bilimsel yayınlarda bir seansta uygulanan alanda ortalama 2–4 cm incelme
gözlenmiştir. Amerikan plastik ve rekonstriktif cerrahi dergisinin en eylül
2007 sayısında her seansta en az 2 cm incelme yaptığı hakem kurul
tarafından onaylanmıştır. Uygulama yaklaşık 1,5 saat sürmektedir. Herhangi
bir ilaç, lokal anestezik kullanılmaz. Konfurlu bir yöntemdir, ağrı
hissedilmez. Uygulama sonrası günlük hayata veya işe dönülebilir. Kişinin
ihtiyacına göre 1 ay aralıklarla 2–3 seans uygulama önerilmektedir.
Daha detaylı bilgi için Ethem Mercana ait internet
sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Akupunktur Ve Zayıflama
Şişmanlık
Şişmanlık Nedir?
Dünyada şişmanlık
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız?
Vücut-Kitle indeksi nedir?
Akupunktur ve Zayıflama
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır?
Şişmanlık (Obezite)
Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir
hastalıktır.
Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde,
bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir
belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş
hastaların % 60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile,
hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya
çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu
bilinmektedir.
Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz?
Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları
araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk
uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları
ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul
ettiği gözlenmiştir.
Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık
sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, beslenme
alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar bu karmaşık sistemin
herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.
Obezite bir hastalık olduğu için, bir diyet uygulayıverip
bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir
yaşam şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek
tansiyon gibi, yaşam boyu takip edilmesi gerekir.
Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır. Ortalama
sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun
üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.
Obezite sıklığının artmasının nedenleri:
- Sosyo-kültürel faktörler,
- Biyolojik faktörler,
- Davranışsal faktörler,
- Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması,
- Alkol tüketiminin artması,
- Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,
- Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen
zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.
Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda
yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların
işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani
vücut az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak,
harcanacak eneji miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik
olarak ayarlanmıştır. Bu nedenle kilo vermek amacıyla az kalori
alındığında, metabolizma hızı düşer ve bünye kilo kaybetmemek için kendini
korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık olduğu kilosunu koruma
çabasındadır.
Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri halde, çok yavaş
zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek diyete son
verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen kilolar
çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo
artışı durur.
Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de
görülür; günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az
kilo alabilirler.
Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık
geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç
kalmaktan ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada
açlık çeken bölgeler vardır.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:
Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren
mucize diyetler son derece sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir
metabolizmayı bozmaktan başka işe yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki
diyetler kalp kasında hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada
0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar
da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak
gerçekleştirebilirler.
Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde
kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının
değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi
sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.
İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan
kaldırır.
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi
sorunlar engellenir.
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.
Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine
yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.
Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri
artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar.
Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı
huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.
30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları
gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi
başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet
denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi
hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar
uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre
diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve
trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe
daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.
|