|
Testis Kanseri
Testis kanserleri 15-35 yaş erkeklerde ensık görülen kanser
tiplerindendir.Ancak aylık kendi kendine muayene ve semptomların
değerlendirilmesi ile hastalık erken dönemde yakalanabilir ve tedavisi
kolay bir aşamada müdahale edilebilir.
Testis kanserlerinde görülen semptomlar:
Testislerde küçük ağrılı kitle
Scrotumda ağırlık hissi
Alt karın bölgesinde veya kasıkta ağrı
Testislerde elle herhangibir değişiklik hissedilmesi
Scrotumda ani kan veya sıvı toplanması
Erken teşhiste en önemli kısım aylık kendi kendine
muayenedir.Muayene için en iyi zaman sıcak bir banyo veya duştan sonra
scrotumun sıcakla gevşediği andır.
Muayenede izlenecek adımlar:
Aynanın karşısında ayakta durun.Scrotum derisinde
herhangibir değişiklik veya şişlik olup olmadığına bakın
Herbir testisinizi heriki elinizle muayene edin.Orta
parmaklarınız testisin altında, başparmağınız üstünde olmak üzere
parmaklarınız arasında testisi nazikçe çevirin.Bir testisiniz diğerinden
daha büyükse bu sizi şaşırtmasın.Bu normaldir.
Spermi taşıyan ve biriktiren yumuşak ve tubuler bir yapı
olan epididymisi bulun.Kanserli kiteler genellikle testisin bu bölgesinde
yerleşir.Ancak testisin ön yüzündede görüldüğü olur.
Eğer bu muayene sonucunda bir kitle ile karşılaşırsanız
hemen doktorunuza görünün.Bu kitle kanseröz olsun olmasın hemen tedavi
edilmezse yayılabilir.Unutmayın testis kanseri özellikle erken teşhis ve
tedavi ile yüksek gerileme şansına sahiptir.Hemen tüm hastalarda testis
kanseri yalnız tek testiste oluşur.Bu vakalarda erkek ***ual ve üretken
fonksiyonlarını diğer testisi ile sürdürebilir.
Andropoz
Kadınların menopoz öncesi ve sonrasındaki dönemlerde
yaşadıkları hakkında herkes bir şeyler bilir. Andropozdan ise pek söz
edilmez.
Yılların yavaş yavaş tırmanan etkilerini ve sonuçlarını, erkekler kendi
aralarında bile pek konuşmazlar. Gerçi kadınlarda adetten kesilme kesin bir
eşiktir. Erkeklerde ise böyle keskin bir çizgiden bahsedemeyiz. Ama yine de
bu konunun pek gündeme gelmemesinin nedenleri arasında, sanırım biraz
‘erkeklik gururu’ var.
Erkeklerin çoğunluğu 30 ile 45 yaşları arasında vücutlarında bazı
değişiklikler olduğunu fark ederler. Bu belirtiler, yaşlanma başlangıcı
veya ‘olgunlaşma’ belirtileri gibi görülerek pek önemsenmez. Oysa sayısız
araştırmaya konu olan bu değişimlerin altında hormon dengesinin giderek
bozulması yatar. Bu, 45 yaşından sonra da artarak devam eder.
İşte bazı belirtiler
Testislerde küçülme ve sertleşme ( testosteron azalmaz )
Ereksi yonda güçlük, olduğunda uzama
Yavaş ve güçsüz meni çıkarma
Bu değişimleri etkileyen en önemli faktörler ise söyle
sıralanabilir ;
Vücut değişimleri, kas gücünde azalma, çabuk yorulma
Kalp-damar hastalıkları
Solunum sistemi hastalıkları
Seker hastalığı
Dejeneratif eklem hastalıkları
Prostat hastalıkları, operasyonlar
Kullanılan bazı ilaçlar ( tansiyon, depresyon vb.)
Alkol, sigara
Basarisizlik korkusu
Cinsel ilişki sırasında ölme korkusu
Monotonluk
Beklentilerin azalması
Toplumun yaslı cinselliğini yok farz etmesi
Kendine ait bir mekana sahip olamama
Sosyo-ekonomik güçlükler
Hanımlarda olduğu gibi hormon tedavisine gerek yoktur çünkü üretim
azalmamıştır. Ancak genel sağlık sorunlarının yanında özellikle damar
hastalıklarına bağlı olarak gelişen sertleşme problemi ve prostat
büyümesine bağlı idrar sıkıntıları nedeniyle düzenli hekim kontrolleri
gereklidir.
Eğer sertleşme olamıyorsa, günümüzde çok çeşitli ve
güvenli penim protezler (mutluluk çubuğu) basit operasyonlar ile
uygulanabilmektedir.
Prostat büyümesi önemlidir çünkü idrar yolunu tıkayarak
çok rahatsız eder. Bu durumda kolay ancak dikkatle gerçekleştirilen
operasyonlar basari ile yapılmaktadır. Bu operasyonlardan sonra sertleşme
biraz güçleşmekte, meni çıkarma işlevi son bulmaktadır.
Penis Eğrilikleri
1)Doğuştan olan
penis eğrilikleri genellikle erkeğin cinsel aktif sürece girdiği ve penis
boyutlarının geliştiği ergenlik çağında belirginleşir.
Tanıyı genelde bu çağdaki erkekler kendi gözleriyle
eğriliği fark ederek kendileri koyar. Ancak birçok penis eğriliği
hastasının utanma duygusu nedeniyle böyle bir sorunları olduğu halde
doktora gitmediğini biliyoruz.
Hastaların özel ortamlarında penislerinin sertleşmesi ve
bunu kendi çektikleri fotoğraflarla doktorlarına göstermeleri, tanıdaki
önemli basamaklardan biridir. Doğumsal penis eğriliklerinin tedavisi
mümkündür ve ameliyattır. Bu durum aslında biraz da penis estetik ameliyatı
gibi de değerlendirilebilir.
2)Edinsel penis
eğriliklerinin en yaygın olanı Peyronie hastalığıdır. Penisteki ereksiyonu
sağlayan yapıları çevreleyen kılıfsı dokuda kollajen denilen bir maddenin
birikimi ile bu dokuda plak tarzında sert alanlar oluşmasıyla karakterize
bir hastalıktır.
Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Bazı genetik
etkenler, zorlamalı cinsel ilişki sonrası küçük damarlarda meydana gelen
kanama odaklarının iyileşme sürecindeki hücre ve doku yenilenmesi veya E
vitamini yetersizliğinin, bazen de şeker hastalığının neden olduğu gibi
hipotezler vardır.
Hastalığın ilk döneminde sertleşme sırasında ağrılar ve
peniste eğrilik meydana gelir.
Bu dönemde uygulanan ilaç tedavileri genelde %30-40 arası
başarılı olur.
12-18 ayı kapsayan birinci dönem tamamlandıktan sonra
Peyronie hastalığının kronik dönemi başlar. Bu dönemde eğrilik iyice artar.
Eğriliğin derecesi bazen 150 derecenin bile üstüne çıkabilir. Bu dönemde
sertleşme sırasındaki ağrılar azalır veya kaybolur.
Hastalar eğriliğin şiddetine bağlı olarak cinsel ilişki
sırasında neredeyse akrobasi yapmak zorunda kalırlar.
Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, eğriliği düzeltmek için
gene bazı cerrahi teknikler uygulanır ve genelde de bu ameliyatlar başarılı
sonuç verir.
Bazı cerrahi tekniklerin uygulanmasından sonra bazen
peniste 1-2 cm lik kısalmalar olabilir. Bu yüzden penisin boyutlarına göre
cerrahi tekniğin seçilmesi uygun olacaktır.
Peyronie’nin ileri dönemlerinde ciddi anlamda ereksiyon
sorunu da ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda uygulanacak tedavi, penil
protezlerdir (Mutluluk çubuğu) ve kesin tedavi çözümüdür.
Doktora gitmekten utanmayın çözüme kavuşun
Penis estetikleri ya doğuştandır ya da edinseldir. Ama her ikisinde de
çözüm mümkündür. Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, penis eğriliğini
düzeltmek için bazı cerrahi teknikler uygulanabilir ve genelde de bu
ameliyatlar başarılı sonuç verir.
Erkeklerde Utanır
Amerikan Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Volkan Ülker,
testisi alınan erkeklerin depresyona girseler de protez taktırmaktan
utandıklarını söylüyor.
Testisi alınan her 10 erkekten ancak ikisi protez
taktırıyor. Protez testis taktıranların çoğunluğu 20-30 yaş arasında…
Ameliyata karar verenlerin en çok sordukları ise “Testisler patlar mı”
oluyor. Testisler patlamıyor ve 10 yıl kullanılabiliyor. Ortalama 30
dakikalık operasyonla takılan protezlerin fiyatları, büyüklüğüne göre 150
ile 450 Euro (235-706 YTL) arasında değişiyor. Protezlerin small, medium,
large ve ekstra large olmak üzere 4 ayrı boyu var.
Protez testis uygulaması henüz çok yaygın değil. Doktor
tarafından önerildiğinde protez testisi kabul eden erkeklerin gerekçeleri
ise estetik ve psikolojik… Amerikan Hastanesi Üroloji Uzmanı Dr. Volkan
Ülker, testisini kaybeden erkeklerin depresyona girdiklerini,
sevgililerinden ve eşlerinden utandıklarını söylüyor. Uygulamayı en çok
tercih edenler, 20-30 yaş arasında yaygın görülen tümörler nedeniyle
testislerini kaybedenler. Tümör çocuklarda görüldüğünde de aileler protez
takılmasını istiyor. Bu özellikle babaların tercihi. Ergenlik çağındakiler
için testisi olmamak önemli bir sorun. Çocuklara takılan testisler, daha
sonra büyük boyuttakilerle değiştiriliyor.
Sperm üretimi durmuyor
Türkiye’de üç yıldır testis protezi satan Estetik Medikal firmasının satış
departman sorumlusu Kevser Sucu, kendilerine en çok “Protez patlar mı”
sorusunun yöneltildiğini anlatıyor. Sucu, protezin patlamadığını, 10 yıl
süreyle kullanılabileceğini belirtiyor. Bu arada protez ameliyatlarından
sonra sperm üretimi durmuyor. Ancak testisinin tamamı alınanlarda,
operasyon öncesinde sperm alınarak donduruluyor. Bu kişiler, ilerde
mikroenjeksiyon yöntemiyle çocuk sahibi olabiliyorlar.
Uygunsuz Siteler İktidarsızlık Yapıyor
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr.
Halim Hattat, erkeklerin en büyük kabuslarından biri olan iktidarsızlıkla
ilgili soruları yanıtladı:
İktidarsızlık tüm erkeklerin başına gelen bir
sorun mu, ne kadar yaygın?
Dünya genelinde 152 milyon erkek,
tekrarlayan sertleşme sorunları yaşıyor. Bu rakamın 2025 yılında 222
milyonu bulması bekleniyor. Neden olarak da; beslenme ve yaşam tarzındaki
değişikliklerden strese kadar birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. En
çok rastlanılan sorunlar; erkeklerde sertleşme ve boşalma problemleri,
kadınlarda ise orgazm problemleri, vajinismus ve ağrılı ilişkidir. 40 yaşın
üzerindeki erkeklerin yarısından fazlasında sertleşme sorunu olduğu tahmin
ediliyor. Ne yazık ki, bu hastaların sadece yüzde 2 lik kısmında sorunlar
doğru teşhis edilerek tedavi doğru yapılmaktadır. Yüzde 98 inde ise
maalesef ya doğru teşhis ya da doğru tedavi eksikliği doğmaktadır.
Gençlerde son yıllarda sorunlarda artış var mı?
Neden?
Genelde 15-30 yaş grubu aralığında, başta
erken boşalma sorunu olmak üzere ereksiyon problemleri de yoğun olarak
görülüyor. Bunun temelinde strese bağlı nedenlerin yanı sıra cinsel bilgi
eksikliği ve hekime müracaat etmekten çekinme gibi faktörler rol alıyor.
Gençler arasında iktidarsızlık probleminde bir artış gözlemliyoruz. Ancak
bu artış müracaat sayısından dolayı da olabilir. Daha önce hekime müracaat
az olduğu için gençlerdeki olay daha sınırlı diye düşünüyorduk. Erken
boşalma yaşayan çok sayıda genci incelediğimizde; genellikle psikolojik
kaynaklı sertleşme sorunu olduğunu gözlemledik. Cinsel bilgi eksikliğine
bağlı sebeplerden kaynaklanıyor. Son zamanlarda penis boyutuyla ilgili çok
takıntı var. Gençlerin ana nedenlerinden biri de bu oldu. Buna taktıkları
için ilişkiye kafalarında sorularla giriyorlar. Ayrıca ilişkide
bulundukları kişilerin doğru olmayan ifadeleri de gençlerde iktidarsızlık
sorunu yaratabiliyor. Özellikle ilişkilerini profesyonellerle yaşayan
kişilerde bu daha sık gözleniyor.
Yani ilk cinsel deneyimin profesyonel kişilerle
olması iktidarsızlık sorununu mu ortaya çıkarıyor?
Cinsel deneyimlerini profesyonel kişilerden edinenler, onların yanlış
ifadelerine inanıyorlar. Yanlış yönlendirmeler, kafalarda korkunun
oluşmasına neden oluyor. Kendilerini yetersiz hissettiklerinde bu korkuyla
cinsel ilişkiye başlıyorlar. Ve bu sorun üst üste tekrarlandığında
psikolojik olarak yerleşebiliyor.
Sizce internet gençlere cinsel bilgi edinmede
yardımcı oluyor mu?
Aslında olur ama gençler bunları araştırmak
ve doğru kaynağa ulaşmak yerine çoğunlukla pornoya yöneliyorlar.
İnternetten pornoya kolay ulaşım, gençlerin tamamen seks hakkında hatalı
bilgiler edinmelerine neden oluyor. Seks konusundaki cahillikleri de
iktidarsızlığa yol açabiliyor. Kendilerini o filmlerle karşılaştırıp,
performans korkusuna kapılıyorlar.
Viagra doktordan önce başvurulan bir yöntem mi?
İktidarsızlık sorunu yaşayan insanlar, ilk
durak olarak eczacıya başvuruyorlar. Bu nedenle Aile Sağlığı Araştırma
Derneği (ASAD) olarak eczacı ve eczacı kalfalarına dönük 20 şehirde
bilgilendirme konferansları vereceğiz. Bu hastaları hekime yönlendirebilmek
ve yanlış ilaç kullanımının önünü kesebilmek için 300 e yakın eczacı ve
eczacı kalfasına cinsel bilgi konferansı vereceğiz. Sorunu olan insanlar,
bu kişilere danıştığında doğru bilgiye ulaşmaları önemlidir. Bu tür
ilaçların gerçekten yüzde 100 faydası oluyor ancak ne tür bir soruna karşı,
ne tür bir ilacın, nasıl kullanılacağını bilmek gerekli. Bu ilaçları
doktora danışmadan kullanan biri, en fazla bir süreliğine şikayetinden
kurtulur ancak tedavi olamaz.
Sorunun organik olup olmadığını anlamak için ne
gibi tetkikler yapılıyor, kaç günde sonuç alınıyor, tedavinin ve teşhisin
maliyeti yüksek mi?
Bugün bütün dünyada uygulanan protokole göre; cinsel fonksiyon ile ilgili
müracaatlarda hastanın ve partnerinin birlikte ele alınması gerekir.
Cinsellikle ilgili bilgilerin derecesi, çocukluktan beri geçirdikleri
cinsel travmalar, ailenin cinselliğe bakış açısı gibi faktörler ve kişinin
cinsel gelişimi dikkatli bir şekilde araştırılmalıdır. Bu faktörlerin
psikolojik veya organik olup olmadığı değerlendirilmelidir. Organik
faktörler; hormonal, metabolik (şeker, kolesterol vb), damarsal ve
nörolojik nedenlere bağlı olabilir. Bu faktörler yapılan kan analizleri,
dopler tetkiki ve gerekirse gece ereksiyon testi ile kontrol edilir. Elde
edilen verilere göre tedaviye geçilir. Eğer organik faktörlerin yanında
psikolojik sorunlar da mevcutsa davranış tedavisi uygulanır. Bu arada
organik sebebe yönelik tedavi ile hekim ilaçlardan da uygun gördüğü birini
diğer tedavilere ek olarak kullanabilir. Alınacak cevaba göre de hekim
tedavinin yönünü ayarlar. Bu yapılan medikal tedaviye rağmen sonuç
alınamazsa, cerrahi yöntemler ile tedavi tamamlanır. Genelde uyku testi
dahil bütün bu psikolojik ve organik tetkikler, iki gün içinde
tamamlanabilir.
Cinsel fonksiyon tedavisi başvurusunda bulunan
hastalarda tedavi kesin midir? Tedavinin başarılı sonuç vermesini etkileyen
faktörler nelerdir?
Cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açan
faktörler arasında organik ve psikolojik pek çok sebep bulunuyor. Altında
yatan nedenin organik bir sisteme bağlı olduğu durumlarda; tedavide bu
sisteme ait bozukluk ortadan kaldırılırsa cinsel fonksiyon da düzelir. Bu
sebep devam ederse tedaviye direnç oluşturur. Müracaat eden kişinin
sorununun nereden kaynaklandığı tam olarak ortaya konduğu takdirde; organik
olsun psikolojik olsun meydana gelen cinsel fonksiyon problemini
halledebilecek pek çok tedavi seçeneği bulunuyor. Hasta, altını çiziyorum;
sıkılmadan tedavisini ve hekime başvurularını yenilemelidir, hekime takip
imkanı tanımalıdır. Türkiye de önemli bir hasta grubu hekime başvurmaya
çekinmekte veya problem ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline
geldiğinde başvurmaktadır. 10-15 yıldır bu problemin içinde yaşamaya
alışmış kişilerin karar verince, ilk müracaatında sorunum hemen hallolsun
demeleri tedavi şansını da etkilemektedir.
İktidarsızlığın ne kadarı tedavi ediliyor?
Hekim hastanın kendisinden beklentisini
önemli ölçüde özümsemiş olmalıdır. Bir tedavi gerektiği kadar derinlemesine
incelemeden tavsiye edilirse, hasta tedaviyi terk eder. Tedavisine devam
etmeyen hastaların yarıya yakını, hekimin yaklaşımını doğru bulmuyor,
tedavinin sonuca ulaştırmadığı yönünde ifadelerde bulunuyor. Bu da
hekimlerle ilgili önemli bir boyut. Tedavinin sürekliliğini etkileyen başka
bir nokta da; çiftlerin birlikte samimi olarak problemin çözülmesine yardım
edememeleri… Hekim hangi tedavi sonucunda nasıl bir ilerleme olacağını tek
tek anlatmazsa, çiftler de birbirlerinden ne beklediklerini bilemiyor ve
tedaviyi terk ediyor. |