|
Cilt bakımında uygulanacak önemli kurallar
Fazla araç gerektirmeyen bu pratik ve basit uygulamalarda
dikkat edilecek hususların başında temizlik gelir. Araçları deterjanla
yıkamak yerine bunları kaynar sudan geçirmek gerekir.
Kesinlikle bu formüllerin yapımında maden kap
kullanmamalı; cam, emaye veya porselen kap kullanılmalıdır. Karışımı
karıştırmak için kalem biçiminde bir cam çubuk veya bu işe ayrılmış bir
tahta kaşık bulundurmalı.
A) Kremler ben-mari
usulü yapılmalı. Kremlerden olumlu sonuç almak ve dayanma süresini uzatmak
için taze malzeme kullanmalı. Kremler yapıldıktan sonra küçük kavanozlara
konur, kurumaması için üstleri folyo kağıdı ile örtülür ve kullanmak üzere
buzdolabında saklanır.
B) Kremlere veya
losyonlara önceden hazırlanan esans kokulu yağdan konabilir. Verilen
reçetelere su yerine gül suyu veya bitkisel losyon demlenip, sıcak veya
soğuk şekilde katılabilir. Saç veya cilt için kullanılacak toniklere
gelince, bunlara alkol yerine “alkollü eriyik” eklenebilir.
C) Kremlere
bitkilerin taze özsuyunu katmak için bitkiyi porselen bir havanda ezmeli
veya sebze, meyve suyu sıkan elektrikli aletten geçirmeli. Kremlere
bitkisel losyon konacaksa, sıvıyı yağlı maddeye damla damla katmalı,
kullanılan malzemelerin ısısı eşit olmalı. Bilindiği gibi losyonlar yalnız
yumuşatıcı veya ferahlatıcı sıvılar değildir. Cildi nemlendirmeye de
yararlar. İçlerine konan malzemeye göre cildi temizler, yumuşatır, rengini
açar, besler, şifa verirler.
D) Bileşimindeki
maddelere göre, eğer cildi uyarıcı ve sıkılaştırıcı etkisi varsa,
losyonlara bazen tonik adı da verilir. Tonikler genellikle temizleyici bir
losyondan sonra yüzde kalmış yağı veya pisliği tamamen yok etmek için
kullanılır.
E) Cilt çok yağlı
ise temizlemek için tonik tek başına da kullanılabilir. Losyonların ömrünü
uzatmak için içerisine %5 oranında alkol konabilir. Bu orandaki alkolün
cilde zarar vermediği belirtilmektedir. Cilde kadife yumuşaklığı vermek
için losyona %2 veya %3 gliserin de katılabilir.
F) Evde yapılan
kremler, losyonlar, tonikler kokusuzdur. Bunlara güzel kokuyu veren, içine
katılan parfümdür. Yapılan krem gereken koyuluğu bulamaz suluca kalırsa,
losyon olarak kullanılabilir.
G) Kremleri
ateşten, yani ben-mari’den çektikten sonra soğuyuncaya kadar cam çubukla
veya tahta kaşıkla karıştırmalı.
H) Verilen
reçetelerin hangi belli başlı cilt türüne uygun olduğu belirtilmiş de olsa,
bir cilde uygun olan krem başka bir cilde uygun olmayabilir. Bu durum ancak
deneyim yolu ile anlaşılabileceğine göre, ilk yapılan kremin miktarını az
tutmalıdır.
I) Böylece hem
krem yapımında bir deneyim ediniriz, hem de deneyimsiz olmanın verebileceği
zararı azaltmış oluruz. Kullanılacak yağları (badem yağı, ceviz yağı,
susam yağı), bozulmamaları için buzdolabında saklanmalıdır.
J) Bitkiler,
otlar, tentür cinsinden sıvılar, kokulu losyonlar, güzel kokulu yağlar
ışıktan ve ısıdan korunmalıdır. Kremleri, mümkün ise küçük cam kavanozlarda
saklamak, en uygun yöntemdir.
K) Kimyasal boya
veya koku maddesi katılmadığından, bunlar cildi tahriş etmezler. Ayrıca
güzel koku veya renk, kremin iyi cins olduğunu da kanıtlamaz.
L) Kremlerin,
içlerine konan koruyucu madde, cildi tahriş etmeyen cinsten ve çok az
miktarda olmalıdır.
M) Örneğin asil
bent tentürü (tentür de benjoin) bu tür bir koruyucudur. Koruyucu miktarı
çoğaldıkça kremin ömrü uzar. Ama tazeliği de azalır.
Evde kendi bakım reçetenizi kendiniz yapın
Yüz için nemlendirici maske:
(Yumurta sarısı, süt) Bir kapta bir yumurta sarısı ve bir kaşık sütü
karıştırın. Bu karışımı yüzünüze yayın, üzerini ince bir bezle örterek on
beş dakika bekleyin. Ardından kağıt bir mendille silerek temizleyin. Daha
sonra sırasıyla ılık ve soğuk suyla yüzünüzü yıkayın. Kuru ve nemsiz bir
cildiniz varsa bu maske sizin için birebir. İçinde bulunan yumurta sarısı
cildinizi beslerken süt nemlendirecek, sıkılaştıracak ve cildinize
yumuşaklık verecek. Haftada bir kez uygulamak yeterlidir.
Siyah noktalar için:
(Limon suyu, yoğurt) Bir kase yoğurda bir limonun suyunu karıştırın. Bu
karışımı gözlerinize gelmeyecek şekilde yüzünüze yayın ve on beş dakika
bekleyin. Limon suyu cildi dezenfekte eder,sivilceleri kurutur ve siyah
noktaların kaybolmasına yardımcı olur. Yoğurt ise cildi besler, nemlendirir
ve yağ miktarını dengeler. Bu maske haftada bir kez uygulanabilir.
Sivilceler için maske:
(Karnıbahar, zeytinyağı) Sekiz adet karnıbahar yaprağını iki kaşık
zeytinyağı ile beraber mikserden geçirin. Karışımı, problemli bölgeler
üzerinde daha yoğun olacak şekilde yüzünüze yayın, on dakika bekleyin ve
ılık suyla temizleyin. Karnıbahar yapraklarının temizleyici özelliği
vardır. Haftada bir veya iki kez uygulanabilir.
Kırışıklıklara karşı maske:
(Kaymak, elma) Soyulmuş bir elma ve üç kaşık kaymağı mikserle bir kaç
dakika karıştırın. Karışımı cildinize yaydıktan sonra temiz bir bezle
yüzünüzü kapatın. Kaymak cildi yumuşatır, nemlendirir ve cilde elastikiyet
kazandırır. Kırışıklıklara karşı da etkilidir. Elma ise cildin diri
kalması için önemlidir. Haftada bir kez kullanabilirsiniz.
Evde cilt bakımı yapalım
Cildinizin tipini öğrendiniz, artık hangi ürünleri
seçebileceğinizi biliyorsunuz. Şimdi ayda bir kez uygulayacağınız cilt
bakımının sıralamasına göz atalım. Önce malzemenizi hazırlayın.
*Saç bandı
*Kağıt mendil
*Alkol
*50 gr ıhlamur veya papatya
*Maske
*Süt-tonik
*Gündüz kremi
*Peeling
*Makyaj temizleme pamuğu
Saçlarınızı bant ile geriye alın, ellerinizi yıkayın.
Makyajsız olsanız bile yüzünüze dairesel hareketlerle sütü sürüp kağıt
mendil ile temizleyin. Toniğe batırdığınız pamuk ile sütün artıklarını alıp
cildi ferahlatın. Yüzünüz henüz nemli iken peelingden bir fındık
büyüklüğünde alıp, göz çevresi hariç tüm yüze ve boyna dairesel masajlar
yapın. Ilık su ile yüzünüzü yıkayın.
Sıra buhar banyosunda; bir kapta suyu kaynatın; kaynar
duruma gelince ıhlamuru içine atıp suyu ateşten alın. Başınıza büyük bir
havlu örterek buharın yüzünüzü yumuşatmasını bekleyin. Beş dakika sonra
havluyu başınızdan alın. Önünüze koyacağız dev aynada yüzünüzdeki siyah
noktaları, üzerini pamukla sardığınız parmak uçlarınızla yavaşça sıkarak
temizleyin. Her işlemden sonra alkollü pamukla sıkılan yeri silin.
Olgunlaşmamış sivilceleri sakın sıkmayın. Göz çevreniz hariç tüm yüze ve
boyna maskenizi bir fırçanın yardımı ile sürüp bir süre sonra ılık su ile
yüzünüzü temizleyin.
Bakımınızı tamamlamak için nemlendiricinizi sürün. Bu
bakım sivilcesiz ve problemsiz ciltler için evinizde ayda bir kez
yapılabilir. Ama cildiniz uzman bir estetisyenin elinde çok daha büyük
fayda görecektir. Enstitülerde cilt bakımı programlarındaki cilt masajı,
ampul kürleri çok daha profesyonel sonuçlar verecektir. Tüm bu ürünlerden
cildin maksimum oranda faydalanması için ışınlar ve ö-zel aletler
kullanılan enstitülerdeki bakım, evdeki bakım kadar yüzeysel olmayacaktır.
Ama evde göstereceğiniz özenle, cilt türünüz ne olursa
olsun krem ve maskelerle cilt fonksiyonları zamanla normale dönecektir.
Cilt yağlı ise, nem dengesi yavaş yavaş düzelecektir.
Uyurken güzelleşin
Siz uyurken cildiniz kendini yeniler. Bu nedenle
yatmadan önce uyguluyacağınız ürünlerin cilde nüfuz etmesi çok daha kolay
olur. İşte uyurken güzelleşmek için yapmanız gerekenler:
Cildinizi nemlendirin
Gece yatmadan önce gece kreminizi, yoksa gündüz kullandığınız
nemlendiriciyi sürün.
Ellerinizi yumuşatın
Ellerinize ve tırnaklarınıza el kremi sürün.
Sivilcelerden kurtulun
Sivilcelerin tedavisinde kullanılan kremlerin ve jellerin gece uygulanması
çok daha uygundur. Çünkü bu kremler güneşle temas ettiklerinde cildi tahriş
edebilirler.
Göz altı kreminizi sürün
Göz altı kırışıklıklarına veya renk değişikliklerine karşı kullandığınız
kremi veya jeli yatmadan önce sürerseniz daha iyi sonuç alırsınız.
Üç farklı yüz germe egzersizi
Günde birkaç dakika yüz kaslarınızı çalıştırırsanız,
birkaç hafta içinde kırışıkların ve deformasyonun azalmaya başladığını
fark edeceksiniz.
KAŞ EGZERSİZİ
Düz oturup karşıya bakın. Kaşınızı kaldırabileceğiniz kadar yukarıya
kaldırın ve yanaklarınızı içeri çekip 5 saniye bekleyin. Bu hareketi bir
dakika tekrarlayın.
ÇENE EGZERSIZI
Dik oturun, abartılı bir şekilde gülümseyin ve çenenizi 1 0 kez a-şağı
indirip yukarı kaldırın.
GÖZ KAPAKLARI EGZERSİZİ
Orta parmaklarınızı göz kapaklarınızın kenarlarına yerleştirin. 10 kez
gözlerinizi sıkıca kapayıp açın.
Tahrişe karşı önlem alın
Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin
etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak
üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir.
1)Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe
yol açabilir. Dolayısıyla, makyajın, en geç 10-12 saat sonra temizlenmesi
yerinde olur.
2)Mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi
bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir.
3)Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş
riski en yüksek kozmetiklerdir.
Sivilce ve akne tedavisinde anahtar
kelime “Temizlik”
Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım,
temizliktir. Yüzün, sabah ve akşam, sıkıştırıcı maddelerle
zenginleştirilmiş çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli.
Temizleyici seçiminde, cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına
özen göstermek çok önemli. Aksi takdirde, tersine bir etki görülebilir ve
yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden
kaynaklanan akneler de vardır.
Tedavide Genel Kurallar:
1)Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı
dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
2)Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir
görünüm veren ve çabuk uçanlardır. Bunların içindeki yağlı kısım, deriyle
direkt olarak temas etmez.
3)Temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini
azaltan A, E, F vitaminleri; atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye ve
mercan köşk gibi bitki özleri içermelidir.
4)Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı
derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı
olacaktır.
5)Akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler
kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir
sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek
makyaj yapmamanız daha iyi olur.
6)Bir estetik uzmanı akne sorununuzu 2-3 ayda çözebilir.
Uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın
kullanımına dayanır. Günümüzde, ilaçların içerdiği retin-A gibi temel
aktif maddelerin oranının düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi,
mükemmel sonuç elde edilmesini de sağlamaktadır
Kuproz
Açık renk ve hassas cilde sahip olanlar, sık sık
yanaklar, alın, burun ve elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıklardan
yakınırlar. Kılcal damarların genişlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine
neden olur. Yarım saat kadar sonra kaybolacak kızarıklıklar ortaya çıkar.
Bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. Bu durum, kılcal
damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına
gelir. Bu durumda;
1)Işık ve sıcaklık
kaynaklarına, dolayısıyla UV ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt
olarak maruz kalmayın; kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın; yüz
temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının;
temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki
özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanmanız uygun olur; UV korumalı
kremler ya da çinko oksit bazlı özel koruyucular kullanın.
2)Eğer sivilce
oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4-5 dakika süresince
demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. Papatya, lavanta,
ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana
dayalı gerilimden kurtulmak için faydalı olabilir.
Nemlendiricinizi yaşınıza göre seçin
Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır.
Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşma
karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki
özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış
etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu
gereksinimi böylece karşılanır. Amerika’da yapılan araştırmalar, 35 yaş
üzerinde olup nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin,
kullanmayanlara kıyasla yüzde 50 azaldığını gösteriyor.
20-30 yaş: Bu yaş
grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu
görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz
ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi
canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon,
hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme
esneklik ve rahatlama sağlar.
30-40 yaş: 25
yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar.
Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak
nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel
lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltler için
idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre
optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar.
40-50 yaş: Giderek
daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine
nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler,
cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve
esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma
sürecini hızlandırır.
50 yaş ve üstü:
Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve
hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu
yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin
yanı sıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması
gereklidir.
40′lı Yaşlarda cilt bakımı
40′ını geçip de 35′inde gösteren kadınlar vardır. Bu
durum, yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını
geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey vardır. Bu yaşlardaki cildin
kolajen üretimi giderek azalır. Cildin üst katmanı hâlâ gücünü korusa da iç
kısımda bulunup onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum,
dıştan bakıldığında yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde
görülebilir. Bazen de cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun
nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı
vücutta olduğu gibi yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu sebeple, her
gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç
verir.
Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk
şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip bu şekilde çiğnemeye
çalışmaktır. Bir diğer yöntem ise, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan
kaçınmaktır.
Havalı saçlar
Eğer saçlarınızı boyuyorsanız, saç bakımında mutlaka
olması gerekenler arasında listenin ilk sırasında nemlendirici ürünler
var. Kullandığınız saç ürünleri arasında saçları kurutan reçine ve alkol
bulunuyorsa, o zaman haftada bir kez saçlarınıza bakım kürü
uygulamalısınız. Şimdi sıra değişik saç kesimleri ve farklı renkler
denemekte. Henüz hangi rengi kullanacağınıza karar veremediyseniz o zaman
şampuan boyalarla istediğiniz rengi saçlarınızda test etme şansına
sahipsiniz.
Her yaşa farklı bakım
Eğer henüz 20′li yıllarını sürüyorsanız o zaman cilt
problemleriyle henüz karşılaşmadınız demektir.
Güzelliğin birinci koşulu cilt bakımı şüphesiz. Tabi
doğru bakım yöntemini seçebilmek de burada önemli bir rol üstleniyor.
Uzmanlara göre her yaşın ürünleri farklı. Dolayısıyla bu basit kuralı göz
önünde bulunduran her kadının, yaşı kaç olursa olsun, güzel bir cilde
sahip olması mümkün. Çünkü güzelliğin yaşı yok…
Güneş, rüzgâr, yağmur ve soğuk gibi değişik iklim
koşulları, giderek çoğalan çevre kirliliği ve incelen ozon tabakası
karşısında cildimiz de göstermek zorunda olduğu direnç katlanarak
çoğalıyor. Hergün karşı karşıya kaldığımız bu olumsuz faktörler cildin
yaşlanmasını hızlandırıyor.
Gülmek, hayal kurmak, konuşmak ya da hayret etmek…
yüzdeki izler ya da kırışıklıklar bazen bu hoş güdülerle daha özellikli
bir hal alabiliyor. Ama zaman içinde günlük kas maratonunun izleri giderek
derinleşiyor ve yüze yerleşiyor. Aslında cildin yaşlanmasında en büyük
etken genetik özelliklerle bağlantılı. Bir bölümde de dış faktörler rol
oynuyor. Eğer bunların içinde ana nedenleri sayacak olursak iklim
koşulları, sağlıksız yaşam, cilt bakımına yeterince önem vermemek, ilaç
kullanmak, fazla sigara ve alkol tüketimi ilk sıralarda yer alıyor. Bu
olumsuzluklar da kendini ciltte kırışıklık olarak ortaya koyuyor. Ten
rengi cansızlaşıyor, cilt soluyor, kuruyor ve parlaklığını yitiriyor.
Pigment lekeleri sağlıksız bir cildin habercisi olarak cilt yüzeyine
yerleşiyor. Bu arada bio kimyasal değişiklikler de cildin iç katmanlarında
etkili oluyor. Cildin üst yüzeyi olan epidermis gerginleşirken orta tabaka
olan dermiş inceliyor ve elastikiyetini kaybediyor. Cilt tabakaları
arasındaki iletişim giderek azalıyor. Yağ dokusu yeniden yapılanıyor ve
derin tabakalardaki cilt elastikiyeti bozuluyor. Kas lifleri üzerinde
bulunan cilt çizgileri giderek derinleşiyor ve bir daha düzelemiyor. Bunun
sonuçları olarak arşımıza solgun, direnci az, elastikiyetini kaybetmiş bir
cilt tipi çıkıyor.
Cildin orta yaş krizi
Peki, 30,40 ya da 50. Doğum günlerinde yaşlılık krizine giren kadınların
sayısı ne kadardır dersiniz? Çok değil çünkü kadınlar artık yaşlılığa çok
daha güvenli ve korkusuzca bakıyor. Yapılan araştırmalar 35-40 yaş
arsındaki oran için görünümün kesinlikle büyük önem taşıdığını ortaya
koyuyor. Ve onlar da ciltlerinin artık 20 yaşındaki kadar genç, gergin ve
taze görünmeyeceğinin farkında. Dermatologların ve kozmetikçilerin bildiği
bir şey var o da kırışıklıklar, elastikiyet kaybı ve yorgun ciltlerde
sadece doğal yaşlanma sürecinin suçlu olmadığı. Suçlular arasında UV
ışınları, çevre kirliliği, cildimizi çoğunlukla olduğundan daha yaşlı
gösteren stres gibi dış etkenler de bulunuyor. Yeni anti-aging kremleri bu
yüzden oldukça hassas içerikleriyle ortaya çıkıyor. Sadece ciltteki
beslenme ve enerji yetersizliğini dengelemekle kalmıyor aynı zamanda
koruma mekanizmasını da yeniden harekete geçiriyor. Bileşimlerindeki yeni
saf bio-etkili maddeler doğadaki malzemelerden ve bitki özlerinden
oluşuyor.
Korunma 20′lerin ilk koşulu
Eğer henüz 20′li yıllarını sürüyorsanız o zaman cilt problemleriyle henüz
karşılaşmadınız demektir. Çünkü cildiniz henüz genç ve taze görünümünü
korumaya devam eder. Doku ise kırışıklıkların oluşmasını önleyecek kadar
elastik ve yeterince neme sahiptir. Yine de çevre kirliliği, olumsuz dış
etkenler ve güneş ışınların zaman içinde nasibini almaktan kurtulamaz. 20′li
yaşlarda cildin kan dolaşımı normal bir düzende sağlıklı bir şekilde devam
etmektedir. Bu yüzden parlak ve pürüzsüz bir görünümdedir. Ancak 25 yaşla
birlikte vücudun yaşlanma saati yavaş yavaş işlemeye başlar. Vücut elastin,
kollajen ve ter üretimini giderek kısıtlamaya başlar. Cilt gün be gün
kendini nemlendirme gücünü kaybeder ve kuru bir görünüm alır. Bu yüzden
20′lerin son demlerinde cildinizde ince de olsa ilk kırışıklıklarınızla
yüzleşmeye hazır olun, özellikle de göz çevresinde… Termal suyla ve
nemlendiricilerle yapılan ilk bakımlar cildin mümkün olduğunca uzun süre
gençliğini korumada etkilidir.
Uyguladığınız bakım E ve C vitaminli ürünlerle
desteklendiğinde ise hücrelere zarar veren serbest radikallerin nötralize
olmaları çok daha kolay olacaktır. 20′li yaşlar için en ideal bakım
ürünleri hafif içerikli j el formundaki kremler ya da sıvılardır. En az
bakımlar kadar önemli olan bir konu daha var ki o da cildin güneş
ışınlarından korunması olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü zararlı ışınlar hala
cilt yaşlanmasında en önemli etken olmaya devam ediyor. Birçok kozmetik
ürünü UV korumalı olarak üretiliyor. Benim tavsiyem, ister kış ister yaz
günü olsun, dışarı çıkarken cildinize mutlaka bir nemlendirici
sürmelisiniz.
Bu yaşlarda derinlemesine temizliğin önemi bir kez daha
ortaya çıkıyor. Çünkü cilt sadece ergenlik döneminde değil daha sonraki
dönemde de olumsuz çevre koşullarından etkileniyor. Bu yüzden uyumadan önce
makyajınızı iyice temizlemeyi ihmal etmeyin. Yoksa cildinizin mat bir
görünüm alması ve canlılığını yitirmesi işten bile değil. Cilt sorununuz
yoksa bile günde bir kez süt, krem ya da köpükle temizlemeyi alışkanlık
haline getirin. T bölgesi olarak bilinen alın, çene ve yanak bölgesi
özellikle temiz tutulması gereken bölgeler arasında. Dolayısıyla..
cildinizi sadece akşamları değil sabahları da temizlemenizde fayda var.
|