|
Otizm
Çocuk dendiğinde
aklımıza neşe, canlılık, bitmek ve tükenmek bilmeyen bir enerji gelir.
Genellikle çevremizde bu tip çocuklarla karşılaşır ve onların oyun ve hayal
dünyalarını hayretler içinde seyrederiz.. Aslında çocukları sevimli ve cana
yakın yapan bu özellikleridir. Ancak çevresinde olup bitenlere karşı
ilgisiz , dış dünya ile adeta bağını koparmış, kendi dünyasında yaşamaya
çalışan çocuklar da vardır. Bu çocukların en belirgin özellikleri sosyal
ilişki kurmadaki yaşadıkları güçlüklerdir. Bu nedenle bebeklik dönemi
sonrası toplum içinde bu çocukları hemen fark edebilirsiniz. Etraflarında
örülü o kalın duvarı aşmak hatta bir pencere olsun açabilmek için hayli
zorlanacağınız bu çocuklara otistik çocuklar denmektedir.
Yeni doğan her bebek yaşamın ilk günlerinde doğal otistik bir dönem
geçirir.Yani çevresindeki insan ve eşyalara karşı ilgisiz ve dışarıdan
gelen uyarılara karşı tepkisizdir. Ancak normal gelişim sürecinde bu dönem
bir kaç hafta kadar devam eder ve giderek çocuk dış dünyaya açılmaya ve
çevresiyle ve özellikle insanlarla ilgilenmeye ve ilişkiye girmeye başlar.
Otistik çocukların çoğu normal sayılan ve çok kısa süren bu dönemi bir
türlü aşamaz ve dışa açılamazlar. Karşısına anne geldiğinde kimse yokmuş
gibi tepkisiz kalan ve adeta bir gülücüğü dahi esirgeyen bu çocuklar
dikkatli bir gözlemci tarafından hemen fark edilebilirler.
Hastalığın Belirtileri
Genellikle bebekliğin ilk iki yılı içinde otizme ait belirtilerin başlaması
beklenir. Nadiren bu belirtiler daha geç yaşta da başlayabilir. Otizm
belirtileri çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre çok farklılıklar
gösterebilir. Bebekliğin ilk dönemlerinde annelerin ilk fark ettikleri
çocuklarının diğer çocuklara nazaran daha az güldükleridir. Annenin
bedensel teması, çocuğunu kucaklaması ve öpmesi her çocuğun arzuladığı bir
işlev olmasına karşın bu çocukları rahatsız eder. Adeta sevilmekten
hoşlanmazlar ve tepki gösterirler. Ana babanın seslenmesine karşı yanıt
vermemeleri nedeniyle çoğu aile çocuklarının sağır olduğunu dahi
düşünebilir. Çevredeki insanların görünümleri, giysileri dikkatlerini
çekmez. dışarıdan izlendiğinde adeta odada kimse yokmuş gibi davranırlar.
İnsanlarla göz göze gelmekten kaçarlar. Yalnızlığı severler ve yalnız
bırakılmaya tepki göstermezler. Normalde çocuklar uyumadıkları dönemlerde
yatakta kalmak istemez anneden ilgi beklerler. Ancak bu çocuklar
uyumadıkları halde saatlerce yatakta sessizce kalabilirler. İlk dönemlerde
anne ve babayı diğer insanlardan ayırmakta güçlük çekmelerine karşın
yaşları ilerledikçe anne babaya bağlılıkları aşırı derecede artabilir ve
ayrıldıklarında yoğun sıkıntı yaşayabilirler.
Otistik çocuklar en çok konuşma gecikmesi şikayeti ile hekime getirilirler.
Bedensel gelişimi yaşına uygun olan çocuğun konuşması yaşıtlarına göre
oldukça geridir. 5 yaşına geldiklerinde ancak % 50 si tek kelimelerle
konuşabilir. Konuşmayı ilişki kurmaktan çok ihtiyaçların giderilmesi için
kullanırlar. Bir kısmı ise ileri yaşlarda dahi konuşamaz ya da konuştukları
anlaşılamaz. Konuşmanın geriliği yanında bu çocuklarda söylenen sözcükleri
tekrarlama ve kelime uydurma gibi konuşma bozuklukları görülebilir.
Konuşmadaki bütün bu gerilik ve bozukluklar çocuğun ilişki kurmadaki
zorluğunu bir kat daha artırır.
Her yaş çocuğu kendi yaşıtlarıyla
oynamaktan hoşlanır. Yaşıtlarıyla bir araya geldiğinde onlarla ilgilenir ve
oyun kurmaya çalışır. Otistik çocuklar ise hep yalnız olmayı tercih eder,
çocukların içine karışmaz, hep bir köşede yalnız başına oynarlar. Kendi
özel davranış biçimleri ile diğer çocuklardan hemen ayırt edilebilirler.
Örneğin kendi etraflarında defalarca dönme, tek ayak üzerinde zıplama ve
odanın içinde bir köşeden diğerine koşma gibi amaçsızca tekrarlanan
hareketleri vardır. El çırpma, tüm bedeni sallama gibi olağan dışı beden
hareketleri dikkat çekicidir. İlgi alanlarının kısıtlılığı nedeniyle
belirli oyuncaklarıyla hep aynı biçimde ve tekrar tekrar oynarlar. Evde
bulunan bazı nesnelere aşırı ilgi gösterebilirler. Mekanik aletlere ve
dönen nesnelere ilgileri büyüktür. Bazı nesnelere karşı duygusal olmayan ve
bize göre anlamsız aşırı bağlılıkları vardır. Bir parça sicim ya da gazoz
kapağı onlar için vazgeçilmez birer nesne olabilir. Yaşam içindeki olağan
değişimlere karşı direnç gösterirler. Ev içinde bir eşyanın yerinin
değişmesine izin vermez, eve alınan yeni bir eşyayı kullanmak istemezler.
Değişime karşı bu direnç ailenin hayatında kısıtlamalara neden olacak
derecede rahatsızlık verici olabilir.
Tepkileri ani ve yersiz olabilir. Öfke patlamaları, kendine zarar verici
davranışlar ya da uygunsuz sevinç nöbetleri gözlenebilir. Yaş ilerledikçe
çocuğun çevresiyle aktif ilişkiye girmesi artabilir ancak sınır koyamama
gibi uygunsuz davranışlar devam eder. Daha ileri yaşlarda zekası normal
olan çocuklarda önceden olan olayları detaylı hatırlama ve akılda tutmalar
görülebilir. Müzik, hafızada tutma ve okuma gibi bazı özel alanlarda garip
ve akıl almaz becerileri olabilir.
Otistik çocukların aile tarafından hekime ilk getirilme nedeni genellikle
konuşmalarındaki gecikmedir. Oysa daha ilk yıl içinde çocuğun dış dünyaya
kapalılığı ilgili bir anne tarafından fark edilebilir. Kendisi ile dış
dünya arasında kalın bir duvar olan bu çocuklar annelerinin gösterdiği
sevgi ve ilgiye adeta kayıtsız kalırlar. Bir annenin bunu fark etmemesi
mümkün değildir. Ancak çocuğuna karşı ilgisiz ve sevgisini gösteremeyen
anneler bu bozuk gidişi anlamayabilirler.
Otistik çocukların bir çoğunda zeka düzeyi normalin altındadır. Bu çocuğun
genel olarak işlevselliğini azaltan bir faktördür. Yapılan araştırmalar
otizmin toplumda yaklaşık 10.000 çocuktan 4 ünde görüldüğünü göstermiştir.
Erkek çocuklarda kızlara oranla 4-5 kat daha fazla sıklıkta görülür.
Otistik çocukların kardeşlerinde bu hastalığın görülme sıklığı normal
çocuklara oranla daha fazladır |